Meme Kanseri

Meme Kanseri

MEME KANSERİ SIKÇA SORULAN SORULAR

Meme kanseri Soru, Cevap Köşesi - Meme kanseri hakkında merak edilenler, ameliyat yöntemleri - Genel Cerrahi Uzmanı Ersoy Taşpınar

MEME KANSERİ

Memenin yerini göster deyince herkes yapabilir ama biz öncelikle meme nedir bunu izah edelim. Meme kısaca süt yapabilen bezlerdir. Memeler, bebeğin belli bir gelişim aşamasına kadar besin ihtiyacını karşılamak üzere süt üretim ve salgısı ile emzirmeden sorumlu yapılardır. Aynı zamanda kadınlar için kadınlığı temsil eden bir organdır. Süt verme organlarını "meme" olarak adlandırmamıza rağmen halkımız arasında bu organlara "göğüs" adı verilmektedir. Halbuki göğüs memeyi değil, akciğerleri saran bölgeyi tarif etmektedir.

Her meme 15 - 20 lobdan oluşmuştur. Loblar küçük lobülleri kapsar. Lobüller süt üreten küçük bezleri içerir. Süt, lobüllerden ve duct denilen ince kanallardan geçerek meme başından akar. Lobül ve kanalların arasını yağlar doldurur. Memeler aynı zamanda lenf denen renksiz sıvıyı taşıyan kanallarını da içerir. Lenf kanalları küçük yuvarlak lenf bezlerine açılır. Lenf bezi grupları memenin yanında koltukaltında, köprücük kemiğinin üstünde, sternumun (iman kemiği) arkasında ve vücudun diğer bölümlerinde bulunur. Lenf bezleri lenf sisteminde olabilecek bakteri, kanser hücreleri ve diğer zararlı bileşenleri tutarlar.

Kanser nedir?

Normalde, vücut ihtiyaç duydukça, hücreler yeni hücre oluşturmak için büyür ve bölünür. Hücreler yaşlandığında ölürler ve yerlerini yeni hücreler alır. Bazen bu sıralı işlem yanlış gider. Vücut ihtiyaç duymadığı halde yeni hücre oluşur, yaşlı hücreler de ölmesi gerekirken ölmezler. Bu hücreler, tümör dediğimiz bir doku topluluğu oluştururlar.

Her tümör kanser değildir. Tümörler iyi yada kötü huylu olabilirler.

İyi huylu tümörler kanser değildir. Kötü huylu tümörler iyi huylu tümörlerden daha önemlidir. Bunlar çoğunlukla çıkarılabilir ve tedavi edilebilirler. Kötü tümörlerin hücreleri yakındaki dokulara ve organlara sıçrayıp zarar verebilir. Kanser hücreleri aynı zamanda tümörden ayrılıp kana yada lenf sistemine karışabilirler. Böylece diğer organlara yayılıp yeni tümör oluşturabilirler. Kanserin yayılmasına metastaz denir.

Meme kanseri için risk faktörleri nelerdir?

Kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseridir ve meme kanseri kanserden dolayı olan ölümler sıralamasında Akciğer,mide kolorektal kanserlerden sonra 4. sıradadır. meme kanseri için risk faktörleri ise:

Kadın : Kadın olmak meme kanseri oluşum riskini artırır. Fakat meme kanseri olan her 100 kadına karşılık 1 erkekte aynı hastalık görülebilir.

Yaş: Yaşlandıkça taşıdığınız risk artar. Doksan yaşına kadar yaşayacağınız varsayılırsa, tüm yaşamınız boyunca meme kanserine yakalanma riskiniz yaklaşık %14'tür. Bu durum kulağa korkunç gelebilir, çünkü 90 yıllık bir yaşam süresinde yaklaşık yedi kadından birinde meme kanseri görülmesi anlamına gelmektedir.

Irk: Beyaz ırkta daha fazla görülür.Siyah ırkta ise daha agresif seyreder.

Genetik faktörler:Günümüze kadar kalıtıma bağlı meme kanserleri iki gen ile ilişkilendirilmiştir:

BRCA1 ve BRCA2 genleri:

Bu genlerin görevi meme hücrelerinin normal olarak gelişmelerini sağlamak ve kanser hücrelerinin çoğalmasını engellemektir. Ancak bu genlerde bozukluk veya mutasyonlar olursa meme kanseri riskinde artış meydana gelir. Anormal BRCA1 ve BRCA2 genleri tüm meme kanserlerinin yaklaşık %10'undan sorumludur.

Çevresel Faktörler: Meme kanseri ve daha birçok hastalık riskini etkileyebilen birçok faktör bulunmaktadır: ne yediğiniz, yaptığınız egzersiz miktarı, sigara içip içmemeniz, çevrenizdeki kimyasallar ve daha niceleri. Ancak, belirli yiyecek veya kimyasalların yüksek veya düşük meme kanseri riskiyle kesin olarak ilişkili olduğunu söylemek zordur. Araştırıcılar halen, belirli yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin meme kanseri riskini nasıl etkilediği konusunda mümkün olabildiğince bilgi elde etmek için yoğun olarak çalışmaktadırlar.Deodorant/ter önleyiciler meme kanseri riskini arttırmaz. Araştırma sonuçlarına göre saç boyası ile meme kanseri riski arasında bir ilişki yoktur. Doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski arasında ilişki yoktur.

Erken adet ve geç menopoz: 12 yaşından önce adet başlangıcı ve 50 yaşından sonra menopoz meme kanseri riskini arttırır.

Doymuş yağ oranı yüksek beslenme: Yağların cinsleri önemlidir. Kanola yağı ve zeytin yağı gibi tek bağlı doymamış yağlar meme kanseri riskini artırmazken mısırözü yağı gibi besinler obeziteye neden olarak dolaylı olarak riski artırır.

Meme kanserinde aile hikayesi: Aile hikayesinde meme kanseri olanlar hastalığın oluşması bakımından yüksek risk altındalar. Fakat meme kanseri olan kadınların %85' inin ailesinde meme kanseri hikayesi yoktur.

Aile hikayesi sadece anne, kız ve kız kardeşten oluşan yakın akrabaları kapsar. Eğer aile bireylerinden menopoza girmiş, 50 ve daha üstü yaşta meme kanseri teşhisi konmuş olan biri varsa hayat boyu risk sadece %5 artar. Aile bireylerinden menopoz olmamış olanın riski %18,6' dır. Eğer yakın aile bireylerinden menopoz öncesi ve iki taraflı meme kanseri olan varsa, hayat boyu risk %50' dir.

Belirgin bir şekilde pozitif aile geçmişi olan ve menopoz öncesi meme kanseri olan kadınlar, mamografi çektirmeye aile bireylerinin teşhis yaşından 10 yıl önce başlamalılar. BRCA-1 ve BRCA-2 gen testleri yüksek riskteki hastaları belirleyebilir.

Benign meme hastalıkları:

Atipisiz benign proliferatif meme hastalıkları – Duktal hiperplazi, Kompleks fibroadenoma, Sklerozan adenozis, Papillomatozis, Radial skar- 1.5-2 kat artış

Atipili benign proliferatif meme hastalıkları –– Atipik duktal hiperplazi, Atipik lobüler hiperplazi- Riskte 4-6 kat artış

Geç yada hiç doğum yapmamış olmak: 35 yaşına kadar hamilelik bir şekilde koruyucudur. Hiç doğum yapmamışlarda risk yüksek.Rahibelerin yüksek meme kanseri riski vardır. Fazla sayıda doğum yapmış olmak riskde minimal bir düşüş yapar.

Emzirme süresi:Tartışmalı olmakla beraber uzun emzirme süresi riski azaltabilmektedir (12 ay).

Orta derecede alkol alımı: Günde 2 kadehten fazla alkol kullanımı sadece genel sağlık içinde zararlıdır.

Östrojen tedavisi: Çoğu çalışma 10 yıldan fazla östrojen alımının meme kanseri gelişiminde ufak bir risk artışına sebep olduğunu göstermektedir. Fakat bu çalışmalar östrojen alımının aynı zamanda osteoporoz, kalp hastalığı, Alzheimer ve kolon kanseri riskinin azalmasına sebep olduğunu vurgulamaktadır.

Geçmiş meme kanseri hikayesi: Önceden meme kanseri olmuş hastaların diğer memelerinde kanser gelişme riski yüksektir. Bu risk yılda %1 ya da yaşam boyu %10 oranındadır. Meme kanseri teşhisinden sonra klinik izlemenin sebebi, sadece hastalığın yeniden oluşmasını değil aynı zamanda diğer memede ortaya çıkabilecek kanseri erkenden teşhis etmektir.

Hodgkin hastalığı için ışın tedavisi: Göğsüne ışın tedavisi uygulanan hastalar yaklaşık 10 yıl sonra yüksek meme kanseri riskine sahip olur, bu gruptaki hastalar erken teşhise önem verilmelidirler. Mammografi çekimi risk artışı yapmaz

Orta derecede obezite: Obezite ve meme kanseri ilişkisi karışık olmakla birlikte yüksek riskle ilişkilidir.

Fizik Aktivite: Haftada 1,5 -2 saat hızlı tempolu yürüyüş meme ca riskini azaltır

Alkol: Hergün alınan alkol riski artırır (yarım litre bira/ 3 kadeh şarap)

(dens meme,uzun boylular,kemik dansitesinin yüksek olması riski artırabileceği söyleniyor)

Abortus, Meme implantları, Sigara, Çevresel karsinojenler, Gece çalışması riski artırıp artırmadığı belli değildir.

Meme kanseri riski çok yüksek olanlar ne yapmalıdır?

Çeşitli şablonlar ile meme kanserindeki risk oranı belirlenebilir. (Gail modeli,Klaus modeli vs)Riski yüksek çıkanlarda da;

  1. Yaşam biçiminde değişiklik yapılması: yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ile meme kanseri riskinde azalma olması arasındaki ilişki kesin olarak gösterilememiştir.
  2. Yakın izlem: 35 yaş sonrası Mamografi ilk tercihdir. Premenopozal yoğun meme dokusu olanlarda ek US tarama faydalıdır. Özellikle premenopozal yüksek riskte MR etkin olarak kullanılabilir
  3. İlaçla önleme (kemoprevansiyon): Tamoksifen (Pre ve postmenopozal kadınlar), Raloksifen (Postmenopozal kadınlar).Türkiyede bu amaçla kullanım henüz ruhsatlandırılmamıştır.
  4. Cerrahi:

Meme kanseri riski yüksek hastalarda bilateral profilaktik mastektomi. BPM yapılan hastalarda meme kanseri riski ortalama %90-95 azalmaktadır. BRCA 1 ve/veya 2 pozitif olgular. BRCA bakılamayan veya (-) bulunan kadınlar arasında da, hem güçlü aile öyküsü, hem de histopatolojik risk faktörü (lobuler neoplazi, atipik duktal hiperplazi) olanlara önerilmelidir.

Memesinde kanser olan hastaların karşı memesine yapılan kontralateral profilaktik mastektomi Hasta memeye mastektomi ve eş zamanlı rekonstrüksiyon yapılacaksa, karşı memeye KPM uygulanabilir. Hasta tarafın tedavisi (mastektomi, kemoterapi ve radyoterapi) tamamlandıktan sonra, o tarafın rekonstrüksiyonu yapılacakken karşı memeye de KPM ve rekonstrüksiyon yapılabilir. BPM’den farklı olarak KPM’de, daha yüksek oranda meme başı areola kompleksinin de çıkarıldığı deri koruyucu mastektomi yapılır. Meme kanseri gelişme riskinde %90-95 oranında azalma sağlar. Kimlere yapılması önerilir; Gençyaş, Meme kanseri dışında yaşamı tehdit eden hastalığı olmayan, Erkenevre, Daha önce memeye mastektomi±rekonstrüksiyon uygulanan hastalar, Güçlü aile öyküsü ve karşı memede prekanseröz lezyonları veya mamografide yaygın mikrokalsifikasyonları olan hastalar.

* Profilaktik Ooferektomi

  • BRCA 1/2 pozitif hastalarda bilateral profilaktik ooferektomi, hem meme hem de over kanseri riskini azaltmaktadır.
  • Ancak Risk azaltıcı bilateral ooferektomi sonrasında depresyon, osteoporoz, çarpıntı, konstipasyon görülme sıklığı ve kardiyovasküler sorunlar ve bunlara bağlı mortalite artabilmektedir
  • Meme kanseri riskini azaltmak amacıyla, BRCA1 ve 2 mutasyonu olmayan kadınlara önerilmez.

** Meme kanserinde erken tanı ve tarama yöntemleri nelerdir?

Kadın meme kanserine yakalanma riskini doktoruyla konuşmalı. Ne zaman kontrollere başlayacağını ve ne sıklıkta kontrol edileceğini sormalı. Bu kararlar diğer tıbbi kararlar gibi kadının ihtiyaçlarına göre olmalı. Kanser için taramanın belirtiler olmadan önce olması önemli. Bu bizlerin kanseri bulup ona göre davranmasına yardım eder. Kanser erken bulunduğunda tedavi daha etkili olur.

  • Kişisel Meme Muayenesi: Kadınlar memelerindeki değişiklikler için kendisini aylık muayene etmelidirler. Bir kadın bu tmuayeneyi yaparken, her kadının göğsünün farklı olduğunu, yaşlanmadan, adet, doğum, menopoz ve doğum kontrol haplarından ve diğer hormonlardan dolayı değişiklikler olabileceğini hatırlamalı. Memelerin farklı olması normaldir. Aynı zamanda adet döngüsünden önce veya adet döngüsü sırasında kadınların memelerinin şiş ve hassas olması yaygındır. Kadınların kişisel meme muayenesi sırasında farklı bir şey fark etmeleri halinde doktorlarına başvurmaları gerekir. Aynı zamanda kişisel muayenenin, düzenli mamografi ve klinik meme muayenelerinin yerini tutmayacağını unutmamak gerekir.Meme muayenesine 20 yaşından itibaren başlamak gerekir. Kişisel meme muayenesi ilk önce soldan sağa doğru yukardan aşağı aşağıdan yukarı şeklinde tüm meme palpe edilmeli.daha sonra dışardan meme başına doğru ışınsal olarak palpe edilmeli. Son olarak saat yönünde en dışdan içe doğru daireler şeklinde palpe edilmeli.
  • Klinik Meme Muayenesi: Klinik meme muayenesi sırasında, doktor kadının göğsünü ayakta, otururken ve yatarken inceler. Kadının kolunu kafasının üzerine kaldırması, vücudunun yanında sarkıtması, beline koyması istenebilir. Doktor memelerdeki beklenmedik boyut ve şekil de dahil olmak üzere memeler arasındaki farklılıklara bakar. Her memede kızarıklık, çukur ve diğer anormal işaretler kontrol edilir. Meme uçları bir akıntının olup olmadığını kontrol etmek için sıkılabilir. Doktor parmaklarıyla kitleleri bulmak için, önce tüm göğsü sonra koltuk altını, köprücük kemiğinin önce bir tarafını sonra diğer tarafını kontrol eder. Göğse yakın lenf nodları şiş olup olmadığına bakılır.Tüm klinik muayene 10 dakika sürebilir. 20-40 yaş arası her 3 yılda bir, 40 yaştan sonra yılda bir yapılması önerilir. Üst yaş sınırı yoktur.
  • Mamografi: -40 Yaş üstü 1 yıl aralıkla (Hiçbir şikayeti yok) -Ailede 50 yaş altı meme kanseri öyküsü varsa, görüldüğü yaştan 10 yıl önce başlanmalıdır. (25 yaş öncesi başlanmamalıdır.)    Yüksek Riskli Kadınlarda ise (Kuvvetli aile öyküsü varsa) 25-30 yaştan itibaren başlanabilir. Genç yaşta MRG tercih edilmelidir. MMG taramaları çoğunlukla meme kitlelerini hissedilmeden önce gösterebilir. Aynı zamanda kalsiyum birikmelerini de gösterebilir. Bunlara mikrokalsifikasyon Bu kitleler kanser belirtisi olabilir. Duruma göre biyopsi de istenebilir. Biyopsi, kanserin varlığından emin olmak için tek yoldur. Mamografilar, kanseri erken bulmamız için en iyi araçlardır. Mamografiler genç kadınlarda daha az etkindir çünkü memelerinin daha sıkı olması tümörü gizleyebilir. Hamile veya emziren kadınlar için de aynı durum geçerlidir.

 Yukarıda sayılanlar tarama yöntemi olabildiği gibi tanı yöntemi olarak da aynı şekilde kullanılabilirler. Tanı amaçlı kullanılan diğer testler;

Meme ultrasonu: Ultrason, mamografi ile birlikte kullanılabilecek iyi bir yöntem haline gelmiştir. Genellikle, mamografide bulunan belirli bir bölgeye bakmak için kullanılır. Ayrıca, kist ile katı kitleler arasında ayırım yapma olanağı sağlar.

Duktografi : (galaktografi) Özel bir röntgen tetkiki olup, meme başı akıntısının sebebinin belirlenmesinde bazen yardımcı olmaktadır. Meme başındaki kanalın açıklığına ince plastik bir boru yerleştirilir. Röntgen filminde kanalın görülmesini sağlayan bir madde enjekte edilir. Kanalın içinde bir kitle varsa görüntülenebilir. Akıntı varsa, sıvı alınarak kanser hücreleri açısından araştırma yapılabilir.

MR: Mamografilerde bulunan kanserlerin veya meme kanseri riski yüksek kadınların incelenmesinde özel MR türleri kullanılabilir.

Biyopsi: Testler meme kanseri olabileceğinizi gösteriyorsa kesin olarak öğrenmenin yolu biyopsi yaptırmaktır. Bu işlem sırasında, ilgili alandan hücreler alınarak laboratuvarda incelenir. Birçok biyopsi türü vardır.

İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB): Bu testte, çok ince bir iğne kullanılarak kitleden sıvı çekilmeye çalışılır. İğneyi kitleye isabet ettirmek için ultrason kullanabilir. Çekilen sıvı berrak ise kitlenin iyi huylu kist olma olasılığı yüksektir. Kanlı veya bulanık sıvı kist anlamına gelebileceği gibi nadiren kanser de olabilir. Eğer kitle katı ise, küçük doku parçaları alınır. Bu parçalara mikroskop ile bakılarak kanser olup olmadığı incelenir. Biyopsi net bir sonuç vermediği takdirde , ikinci bir biyopsi veya farklı türde bir biyopsi yapılması gerekebilir.

Stereotaktik kalın iğne biyopsisi: Bu testte kullanılan iğne, ince iğne biyopsisinde kullanılandan daha kalındır. Birkaç doku parçası almak için kullanılır. Biyopsi lokal anestezi ile yapılır.

Cerrahi biyopsi: Bazen mikroskopla incelemek için kitlenin bir kısmı veya tamamının çıkarılması için cerrahi uygulanması gerekir. Tüm kitle etrafındaki bir miktar normal doku ile birlikte çıkarılması gerekir. Genelde lokal anestezi uygulanır.Biyopsi laboratuvar testleri: Biyopsi ile alınan dokular laboratuvarda incelenerek iyi huylu veya kanser ayırımı yapılır. Kanser değilse ek bir tedavi gerekmez. Eğer kanserse, kanserin türü ve invaziv olup olmadığı hakkında biyopsi ile bilgi edinilebilir. Biyopsi örneğine 1'den 3'e kadar bir derece verilir. Normal meme dokusuna daha çok benzeyen kanserlerin daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Genellikle, düşük derece yavaş büyüyen kansere, yüksek derece ise hızlı büyüyen kansere işaret eder. Derece, sonucun (prognoz) tahmin edilmesine yardım eder. Tümör derecesi, özellikle lenf bezi tutulumu olmayan küçük tümörlü hastalarda önem taşır. Bu tür hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra ek bir tedaviye gerek kalmayabilir; ancak yüksek dereceli tümörlere sahip hastalara genellikle hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır.

Biyopsi laboratuvar testleri: Biyopsi ile alınan dokular laboratuvarda incelenerek iyi huylu veya kanser ayırımı yapılır. Kanser değilse ek bir tedavi gerekmez. Eğer kanserse, kanserin türü ve invaziv olup olmadığı hakkında biyopsi ile bilgi edinilebilir. Biyopsi örneğine 1'den 3'e kadar bir derece verilir. Normal meme dokusuna daha çok benzeyen kanserlerin daha yavaş büyüme ve yayılma eğilimleri vardır. Genellikle, düşük derece yavaş büyüyen kansere, yüksek derece ise hızlı büyüyen kansere işaret eder. Derece, sonucun (prognoz) tahmin edilmesine yardım eder. Tümör derecesi, özellikle lenf bezi tutulumu olmayan küçük tümörlü hastalarda önem taşır. Bu tür hastalarda tümör çıkarıldıktan sonra ek bir tedaviye gerek kalmayabilir; ancak yüksek dereceli tümörlere sahip hastalara genellikle hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanır. Biyopsi örnekleri östrojen (ER) veya progesteron (PR) gibi bazı hormonlara ait reseptörler bulundurup bulundurmadıkları açısından da incelenebilir. Eğer reseptör varsa genellikle ER-pozitif veya PR-pozitif olarak adlandırılır. Bu tür kanserlerin, reseptör bulunmayan türlerden daha iyi sonuçlanma eğilimi vardır çünkü hormon tedavisine daha iyi yanıt verirler. Her 3 meme kanserinden 2'sinde bu reseptörler bulunur.

Gen düzeni testleri: Yapılan araştırmalarda, aynı anda birçok gen düzeninin incelenmesinin, ilk tedaviden sonra kanserin yineleyip yinelemeyeceğinin belirlenmesine yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle kemoterapi gibi ek tedavilerin yararlı olup olmayacağına karar verilirken bu testlerden yararlanılabilir. Bazı doktorlar bu testleri uygularken, bazıları bu konuda devam eden büyük klinik çalışmaların sonuçlanmasını beklemektedir.

Meme Kanseri Yayılımını Bulmak İçin Kullanılan Testler: Akciğer filmi,Kemik sintigrafisi,BT (bilgisayarlı tomografi),MRG (manyetik rezonans görüntüleme), PET (pozitron emisyon tomografi) tetkiki.

** Meme kanserinde belirtiler nelerdir ?

  • Memenin yanında veya koltuk altında bir kitle veya kalınlık.
  • Meme ve meme ucunun görünümünde değişiklik,meme ucundan akıntı (özellikle kanlı akıntı)
  • Meme ucunun içeri dönmesi
  • Meme derisinin yada ucunun pullu, kırmızı yada şiş olması, portakal kabuğu görüntüsü.
Meme başındaki, çeşitli kremler kullanılmasına karşın ortadan kalkmayan, pullu, bazen kaşıntılı döküntüler iyi huylu olabilir . Ancak bunların Paget hastalığı adı verilen, nadir bir meme kanserine bağlı olma olasılıkları da vardır. Memenin Paget hastalığı genellikle bir döküntü ile başlar. Zamanla, meme başına akan süt kanalları boyunca büyüyebilir. Erken yakalanırsa tedavi edilebilir. Steroidli kremlerle tedavi edildiğinde ortadan kalkan döküntülerin ciddi olmadıkları söylenebilir.
  • Adet döneminden hemen önce ortaya çıkan ve âdetten sonra kaybolan veya boyutça küçülen kitleler genelde önemsizdir. Bu tür değişiklikler bazen fibrokistik değişiklikler olarak yorumlanır. Memenin üst-dış kısmında daha sık görülmekle birlikte, memenin herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilirler. Menopoz öncesi yaşlarda bu tür değişikliklerin daha sık görülme eğilimi vardır. Bu değişikliklerin kesin nedeni bilinmemekte, kadın hormonları olan östrojen ve progesterona memenin anormal bir aşırı yanıtını yansıttığı düşünülmektedir. Koltuk altındaki lenf bezleri de memedeki, koldaki (böcek ısırması, kesik, kurdeşen) veya koltuk altındaki (tıraş etmeniz durumunda) günlük değişikliklere yanıt verdiğinden, boyutlarında değişiklik meydana gelebilir. Memede giderek büyüyen bir bölge veya kitle gibi belirtiler varsa, fizik muayene, ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve hatta mamografi çekilmesi, ayrıca sıvı veya doku örneği alınarak incelenmesi önerilir.
  • Meme ucunun hassaslığı ve ağrı ?? genelde kanser belirtisi değildir.Ancak muayene edilmesi gereklidir.
  • Memenin boyutunda bir değişiklik ??

** Meme Kanserinin evreleri nelerdir, neden önemlidir ?

Kanser tedavisini planlamak için, hastalığın evresini bilinmesi gerekir. Hastalığın evresi, tümörün boyutu ve ne kadar yayıldığıyla ilgilidir. Kanserin boyutu, çoğunlukla ameliyatla memedeki tümörün ve koltuk altındaki lenf bezlerinin alınmasına kadar net bilinmez.

Evre 0: Karsinoma in situdur

Karsinoma  in-situ: Kanserin başladığı dokunun sınırları içerisinde kaldığı ve bu bölgenin dışına henüz çıkmamış erken aşamadaki kanser gelişimi. Bunların tedavi şansı çok yüksektir.

Lobuler karsinoma insitu: Lobüldeki anormal hücrelere karşılık gelir. Bu anormal hücreler yüksek riskin işaretçisidir. Bu, LCIS olan kadının, ilerde her iki memesinde de yayılabilen kanser olma riskinin yüksek olduğu anlamına gelir (İki memede risk altında).

Ductal carcinoma in situ süt kanallarındaki kanser öncesi durumdur. DCIS aynı zamanda intraductal karsinoma olarak da adlandırılır. Anormal hücreler, kanalın dışına çıkıp etrafındaki meme dokusuna yayılmamıştır. Fakat bazen DCIS tedavi edilmezse yayılabilen kanser olur.

Evre I: Yayılabilen meme kanserinin başlangıç safhasıdır. 1. evrede tümör 2 cm.' den daha geniş değildir ve kanser hücreleri memeden başka yere (lenf bezlerine) yayılmamıştır.

Evre II:   IIA: - memede tümör yoktur, ancak koltuk altındaki lenf bezleri kanser vardır; veya 
                      - tümör 2 cm veya daha küçüktür ve koltuk altındaki lenf bezlerine yayılmıştır; veya 
                      - tümör 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.                         IIB: - 2 cm'den büyük, 5 cm'den küçüktür ve koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya 
                      - 5 cm'den büyüktür ancak koltuk altı lenf bezlerine yayılmamıştır.

Evre III:  IIIA:  - memede tümör yoktur, ancak koltuk altı lenf bezlerinde birbirine veya çevre dokulara yapışık kanser vardır; veya

                         - tümör 5 cm veya daha küçüktür ve çevre dokulara veya birbirine yapışık koltuk altı lenf bezlerine yayılmıştır; veya

                          - tümör 5 cm' den büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine (birbirlerine veya çevre dokulara yapışık olabilir) yayılmıştır. 
              IIIB:  - Tümör herhangi bir boyut da olabilir ve

                       - memeye komşu dokulara (deri veya göğüs duvarı, kaburgalar veya göğüs duvarındaki kaslar) yayılmıştır ve

                      - meme içerisindeki lenf nodlarına veya kolun altındaki lenf nodlarına  yayılabilir.

             IIIC:   - köprücük kemiği altındaki ve komşu boyun boyunca uzanan lenf nodlarına yayılmıştır ve

                      - kanser kolun altındaki ve meme içerisindeki lenf nodlarına ve memeye komşu dokulara yayılabilir.

Evre IIIC ameliyat olabilir ve ameliyat olamaz olarak ikiye ayrılmaktadır.Lenf nodlarının yayılım yeri ve sayısına göre karar verilir.

Evre IV:  Uzak metastatik kanserdir. Kanser vücudun diğer bölgelerine sıçramıştır.

EVREYE GÖRE 5 YILLIK SAĞ KALIM ORANLARI

evre0: %100 evre1: %100 evre2a: %92 evre2b: %81 evre3a: %67 evre3b: %54 evre4: %20 dir. Bu nedenle erken tanı önemlidir.

** Meme kanserinde tedavi yöntemleri nelerdir?

Meme kanseri olan kadınların bir çok tedavi seçeneği var. Bunlar ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi ve biyolojik terapi.  Bir çok vakada, tedavi seçeneklerinde en önemli faktör hastalığın evresidir. Doğal olarak bütün kadınlar tedavinin yaşam biçimini nasıl değiştireceğini bilmek ister. Tedavi sırasında ve sonrasında nasıl gözükeceklerini bilmek isterler. Doktor, tedavi seçeneklerini, yan etkileri ve tedavinin beklenen sonuçlarını anlatmak için en iuygun kişidir. Her kadın, doktoruyla ihtiyaçları ve kişisel değerleriyle örtüşecek bir tedavi planı oluşturmak için birlikte çalışabilir.

Ameliyat 
Ameliyat, meme kanseri için en yaygın tedavidir. Bir çok ameliyat çeşidi vardır. Hekim her türdeki ameliyatın yarar ve risklerini ve kadının dış görünümünü nasıl değiştireceğini açıklamalıdır.


- Meme koruyucu cerrahi: Kanserin alındığı ancak memenin alınmadığı operasyona meme koruyucu ameliyat ((lumpektomi segmental mastektomi ya da parsiyel mastektomi) denir. Memenin alınmadığı ameliyatta cerrah, memedeki tümör ve etrafındaki hastalıksız bazı dokuları alır.Ayrı bir kesi ile cerrah, çoğunlukla lenf sistemine kanser hücrelerinin girip girmediğini anlamak için koltuk altındaki lenf bezlerini çıkarır. Meme koruyucu ameliyattan sonra, memede kalmış olabilecek kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi uygulanır.

- Mastektomi: Memenin tamamının koltukaltı lenf bezleri ile alındığı operasyona mastektomi denir. Ameliyattan sonra hastalar radyoterapi görebilir.

  • Sentinel lenf bezi biyopsisini takiben cerrahi: Sentinel lenf bezi, bir tümörün lenf akımının ilk gittiği lenf bezidir. Bu kanserin yayılma olasılığının en yüksek olduğu lenf bezidir. Tümörün yakınına radyoaktif madde veya mavi boya enjekte edilir. Madde veya boya lenf kanallarından lenf bezine doğru akar. Radyoaktif maddeyi veya boyayı alan ilk lenf bezi çıkarılır. Patolog dokuyu mikroskopla inceler ve kanser hücreleri arar. Kanser yoksa daha fazla lenf bezinin çıkarılmasına gerek olmayabilir. Sentinel lenf bezi biyopsisinden sonra cerrah tümörü de çıkarır (meme koruyucu cerrahi veya mastektomi).
  • Total (basit) mastektomi: Cerrah tüm memeyi alır. Koltuk altındaki bazı lenf nodları da alınabilir.
  • Koltuk altı diseksiyonu: Kanserin koltuk altı lenf bezlerine yayılıp yayılmadığının anlaşılması için bu ameliyat yapılır. Bazı lenf bezleri çıkarılarak mikroskop ile incelenir. Adjuvan tedavi seçiminde koltuk altı lenf bezlerinde kanser olup olmaması önemlidir. Önceleri, mümkün olduğunca fazla sayıda lenf bezinin alınmasının kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılma riskini azaltacağı ve tedavi şansını arttıracağına inanılırdı. Bugün ise meme ve koltuk altı lenf bezleri dışına yayılan meme kanseri hücrelerinin en iyi tedavisinin sistemik tedavi olduğu bilinmektedir.
  • Kadınlar meme rekonstrüksiyonu (memenin şeklini oluşturmak için estetik ameliyat) olmayı seçebilirler. mastektomiyle aynı anda yada sonra yapılabilir

Radyoterapi: Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi veya küçültülmesidir. Radyasyon vücut dışından uygulanabileceği gibi (dış radyasyon), tümörün içine radyoaktif madde de yerleştirilebilir (brakiterapi).  Meme kanseri tedavisinde genellikle dış radyasyon kullanılır. Radyoterapi, cerrahiden sonra memede, göğüs duvarında veya koltuk altı bölgesinde kalan kanser hücrelerini ortadan kaldırmak için kullanılabileceği gibi, daha az sıklıkla cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesi için de uygulanabilir.

Kemoterapi: Hastalığın erken evrelerinde bile, kanser hücreleri meme kanserinden koparak kan dolaşımı yoluyla yayılabilir. Bu hücreler belirtilere neden olmaz, mamografide görülmez ve fizik muayenede fark edilmezler. Ancak, büyümeye devam ederlerse vücudun başka bölgelerinde yeni tümörler oluşmasına yol açabilirler. Bu hücreleri bulup ortadan kaldırmak için tedavi uygulanmalıdır. Bu amaçla uygulanan tedaviye adjuvan tedavi adı verilir. 
Kemoterapi, kanser hücrelerini öldüren ilaçların damar yoluyla veya hap şeklinde uygulanmasıdır. Bu ilaçlar kan dolaşımına girerek tüm vücuda dağılırlar, böylece uzak organlara yayılan kanserlerin tedavisini sağlarlar. Bu ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken bazı normal hücrelere de zarar verebilirler, bu da yan tesirlere yol açar. Cerrahiden sonra kemoterapi uygulanması, meme kanserinin yineleme olasılığını azaltır. Kemoterapi, cerrahiden önce de uygulanabilir, bu uygulama genellikle tümörün küçülmesini ve böylece daha kolay çıkarılmasını sağlar. Bu yaklaşım ayrıca, doktorların tümörün ilaçlara nasıl yanıt verdiğini anlamalarına olanak verir. Tümörde küçülme olmuyorsa farklı ilaçlar kullanılabilir. Tedavinin toplam süresi genellikle 3 ile 6 ay arasında sürer. Tek bir ilaç kullanmak yerine, sıklıkla çeşitli ilaçlar bir arada kullanılır.

Hormon Tedavisi:  Hormonal Tedavi HRT (hormon replasman tedavisi) değildir.Hormonal tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerine etkilidir. Bazı kadınlara menopoz sırasında veya sonrasında uygulanan hormon replasman tedavisinden (HRT) tamamen farklıdır. HRT, bir meme kanseri tedavi yöntemi değildir. Hormonal tedavi, hormon reseptörü-pozitif meme kanserlerinde çok etkili bir tedavidir. Hormonal tedavi, östrojen hormonunu bloke ederek, hormonun aktif duruma geçmesini ve meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını uyarmasını engeller. Hormonal tedavinin amacı; cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi ile gerçekleştirilen ilk tedaviden sonra vücudun herhangi bir yerinde kalmış olabilecek kanser hücrelerinin ortadan kaldırılmasıdır. Hormonal tedavi bir sigorta poliçesi gibidir - yineleme riskini cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile elde edilenin de ötesinde azaltmanın bir yoludur. Meme kanseri hastası iseniz, tedavinin tüm kanser hücrelerini öldürmesini arzu edersiniz ancak her zaman bundan emin olamazsınız. Hormonal tedavi alarak bu riski biraz daha azaltırsınız. Hormon reseptörü-pozitif kanserli birçok hasta için hormonal tedavi, en az diğer tedavi yöntemleri kadar önemlidir.

Şu durumlarda hormonal tedavi uygulanabilir:
• Yüksek risk taşımakla birlikte meme kanseri hastası değilse, riski azaltmak için,
• İnvaziv-olmayan meme kanserlerinde (DCIS) kanserin tekrarlama riskini azaltmak için,

  • Cerrahi, kemoterapi veya radyoterapi gibi ilk tedavilerin ardından meme kanserinin yineleme veya yeni kanser oluşma riskini azaltmak için, 
•İnvaziv meme kanserlerinde herhangi bir tedaviden önce büyük tümörlerin küçültülmesi için ve 
•İleri (metastatik) hastalıkların tedavisi için.

Hormonal tedavi sadece hormon reseptörü olan kanserlere sahip (hormon reseptörü-pozitif meme kanserli) kadınlarda etkilidir.. 
Dört önemli hormonal tedavi türü vardır. 
Tedavi kararı kısmen, hâlâ âdet görüyor (pre-menopozal) veya menopoza girdiğiniz için âdetten kesilmiş (post-menopozal) olmanıza bağlı olarak verilir. 


      1. Aromataz inhibitörleri, post-menopozal kadınlarda

  1. SERM’ler (seçici östrojen reseptör modülatörleri)
  2. ERD'ler (östrojen reseptör kısıcıları)
  3. Yumurtalık işlevinin durdurulması veya yumurtalıkların alınması, menopoz öncesi dönemdeki kadınlarda yumurtalıkların ana östrojen kaynağı olması esasına dayanmaktadır. Pre-menopozal kadınlarda yumurtalıkların östrojen üretimini durdurmanın üç yolu vardır:

İlaçlar:

Cerrahi: Yumurtalıkların alınması (ooforektomi)

Yumurtalık radyoterapisi: Bazen yumurtalık ablasyonu olarak da adlandırılan, yumurtalıklara düşük dozda radyasyon uygulanması

Biyolojik Tedavi: Biyolojik tedavi kanserle savaşmak için vücudun doğal yeteneğini (bağışıklık sistemi) kullanır. Metastatik meme kanseri olan bazı kadınlar hedefe yönelik tedavi görürler. Bu, kanser hücrelerine tutunabilen laboratuvarda yapılmış monoklonal antikordur. Laboratuvar testinde HER2 adı verilen proteine fazlaca sahip olan meme tümörüne sahip kadınlarda uygulanan bir tedavidir. Bu tedavi, HER2'yi bloke ederek, kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabilir ya da durdurabilir.

** Hangi evrede hangi tedavi seçeneği uygulanmalıdır?

Evre 0:

Lobular carcinoma in situ: (LCIS) Göğsün lobüllerinde bulunan anormal hücreler. Bu durumda çok nadir yayılabilen kanser oluşabilir. Ama tek göğüste lobular carcinoma in situ olması her iki göğüste de göğüs kanseri oluşumu riskini artırır. LCIS olan çoğu kadında başka bir tedaviye gerek duyulmaz. Onun yerine cerrah meme kanseri belirtileri için düzenli takip önerebilir. Bazen meme kanseri oluşumu riskini azaltmak için antiöstrojenler verilebilir. Diğerleri yeni önleyici tedavi çalışmalarına katılabilirler. Tek memede LCIS olması her iki meme içinde kanser riskini arttırır. Bu yüzden LCIS olan çok az kadında, kanser oluşumunu önlemek için her iki memenin de alındığı ameliyat (bilateral proflaktik mastektomi) önerilebilir. Bu durumda koltuk altındaki lenf bezlerini almaz.

Ductal carcinoma insitu: Göğüs kanserinin en yaygın tipidir. Süt kanallarını çevreleyen hücrelerde başlar. DCIS olan çoğu kadın meme koruyucu ameliyatı takiben radyoterapi verilir. Bazılarına total mastektomi yapılabilir. Koltuk altındaki lenf bezleri genelde alınmaz. DCIS olan kadınlar, yayılabilen meme kanserinin oluşumunu önlemek için antiöstrojenler kullanabilirler.

Evre I, II, ve IIIA:

Kombine tedavi görebilirler. Bazılarında (özellikle I. ve II. Evreler) meme koruyucu ameliyatı takiben radyoterapi verilir. Diğerlerinde mastektomi gerekebilir. Her iki yaklaşımla da kadınların genelde (özellikle I. ve II. Evreler) koltuk altı lenf bezleri alınır. Doktor, koltuk altı lenf bezlerinde kanser hücresi bulursa ya da memedeki tümör büyükse mastektomiden sonra radyoterapi önerebilir.

Meme koruyucu cerrahi+radyoterapi ve mastektomi arasındaki seçim bir çok faktöre göre değişir: Tümörün boyutu, yeri ve evresi 
Kadının memesinin boyutu 
Kanserin belirli özellikleri 
Kadının memesinin alınmaması hakkında hissettikleri 
Kadının radyoterapi istememesi (korkması) 
Kadının radyoterapi merkezine gidebilecek durumda olması. 


Bazen (özellikle II veya IIIA evresindekiler) ameliyattan önce kemoterapi verilir. Bu tedaviye neoadjuvan, terapi denir. Ameliyattan önce kemoterapi büyük tümörün küçülmesini sağlar, böylece memenin alınmadığı ameliyat mümkün olur. Ameliyattan sonra ise bir çok kadın adjuvant terapi (kemoterapi, hormon terapisi yada her ikisi) görür. Adjuvant terapi, kalan kanser hücrelerinin yok edilmesini ve kanserin memede veya başka bir yerde tekrar oluşmasını engeller.

Evre IIIB ve IIIC:

IIIB evresindeki (inflamatuvar meme kanseri olanlar dahil) yada IIIC evresindeki kadınlar genelde kemoterapi görürler. Eğer kemoterapi tümörü küçültürse, doktor sonradan ek tedavi önerebilir:
• Mastektomi ve radyoterapi 
• Memenin koruyucu ameliyat: koltuk altı lenf bezleri de alınır ve radyoterapi uygulanır.
• Ameliyat yerine radyoterapi: Bazı kadınlar ameliyat yerine radyoterapi görebilir.
Ek olarak kemoterapi, hormon tedavisi veya her ikisini de önerilebilir.

Evre IV:

Çoğu vakada IV. Evredeki kadınlar hormon tedavisi, kemoterapi veya her ikisini birden görürler. Bazıları biyolojik tedavi de görebilir. Radyasyon vücudun belli bölümlerindeki tümörü kontrol etmek için kullanılabilir. Bu tedaviler hastalığı iyileştirmez ama kadının daha uzun yaşamasını sağlayabilir.

** Meme kanseri ameliyatlarının yan etkileri nelerdir?

   Ameliyat yerinde kısa süreli ağrı ve hassasiyet olabilir.

    Her ameliyat az da olsa enfeksiyon, kanama ve başka problem riski taşıyabilir.

   Bir yada iki memesi alınan kadınlar eğer büyük memelilerse denge kaybı yaşayabilirler. Bu dengesizlik boyun ve sırt bölgesinde ağrı yaratabilir.

   Aynı zamanda meme alınan bölgenin derisi gergin hissedilebilir. Omuz ve kol kasları da gergin hissedilebilir ama bu problem geçicidir. Kol ve omzundaki gücü geri kazanması için egzersiz önerilebilinir.

      Ameliyat sırasında bazı sinirler incinmiş veya kesilmiş olabileceğinden hastalar, omuz, koltuk altı, üst kol ve memesinde uyuşma ve karıncalanma hissedebilir. Bunlar birkaç hafta yada birkaç ayda geçer, ama bazı kadınlarda uyuşma daha uzun sürebilir.

Lenf Ödem (Kol Ödemi): Koltukaltındaki lenf bezlerinin alınması, lenf sıvısının akışını yavaşlatır. Sıvı, kolda ve elde birikip şişme (lenfödem) yaratır. Bu problem ameliyattan hemen sonra ya da yıllar sonra da olabilir. Hastanın tedavi edilen taraftaki el ve kolunu hayatı boyunca koruması gerekir. Kadının aşağıdakilere dikkat etmesi gerekir:

- Etkilenen koluna dar kıyafetler yada mücevher takmaktan kaçınmalı 
- Çanta ya da valizini diğer koluyla taşımalı 
- Kesilmesini önlemek için koltukaltını elektrikli makineyle almalı 
- İğne, kan testleri, kan basıncı ölçümlerini diğer koluna yaptırmalı 
- Bahçeyle uğraşırken elini korumak için eldiven giymeli, kuvvetli deterjanlar kullanmamalı 
- Dikkatli manikür yaptırmalı, tırnak etlerini kesmekten kaçınmalıdır. 

elastik kolluk, ilaç, masaj veya kola baskı yapan makineler gibi başka yaklaşımlar da önerilebilir. Ancak günümüzde nadir görülen bir komplikasyondur.

** Meme ameliyatlarında estetik görüntüde sağlanabilir mi?

 Meme hacminin %20 ve daha fazlasının çıkarılması durumunda deformite olacağı aşikar olup bu durumda onkoplastik teknikler kullanılmalıdır. Çeşitli onkoplastik teknikler vardır. Bunlar tümörün çıkarılma aşamasında ilk ameliyatta uygulanabileceği gibi tümör çıkarıldıktan sonra ikinci ameliyatta da uygulanabilir. Tümör çıkarıldıktan sonra boş kalan alana, başka alandan doku kaydırılması, memenin cildi ve bazende uygun vakalarda areola  ve meme başının da korunarak sadece meme dokusunun çıkarılıp yerine implant konulması, hastalıksız memenin ameliyatlı memeye büyüklük olarak benzemesi için duruma göre  sağlam memenin büyütülmesi veya küçültülmesi yapılabilir. Bu işlemler sırasında  hastanın kendi dokularından yararlanmak istenirse, latissimus dorsi kas-deri flebi (sırt kası) ve transversus rektus abdominis flebi (karın ön duvarı kas ve yağ dokusu) kullanılmaktadır. Böyle bir ameliyat tercih edilmezse silikon implantlar da kullanılabilir.

** Meme kanseri duygusal olan kadınlarımızı psikolojik olarak etkilemektedir.Bu konudaki görüşleriniz nedir ?

Tedavi sırasında çok sayıda tetkik yaptırmaktan, başka şeylere odaklanamayabilirsiniz. Tedaviniz bittiğinde ise kendinizi duygulardan bunalmış halde bulabilirsiniz. Birçok kadında bu durum görülür ve destek almak için ideal bir zamandır. Gücünüze ve rahatınıza kavuşmak için insanlara ihtiyacınız olacaktır. Çeşitli şekillerde destek alabilirsiniz: aile, arkadaşlar, kanser destek grupları, dinsel veya manevi gruplar, internet destek grupları ve bireysel danışmanlar gibi. Kanser seyri sizi yalnız hissettirebilir ama bununla tek başınıza başa çıkmak zorunda değilsiniz.

** Tedavi sırasında veya sonrasında yapılması gereken yaşam tarzı değişiklikleri nelerdir ?

Kanser olmak ve tedaviyle uğraşmak çok zaman alıcı ve duygusal açıdan çökertici olabilir ancak yaşamınıza yeni bir açıdan bakma fırsatı da yaratabilir. Uzun vadede sağlığınızı nasıl koruyacağınızı düşünebilirsiniz. 

Kanser olduğunuzu öğrenmeden önceki yaşamınızı düşünün. Sağlığınızı olumsuz etkileyebilecek şeyler yapıyor muydunuz? Belki de çok miktarda alkol alıyor, gereğinden fazla yemek yiyor, sigara içiyor ya da sık egzersiz yapmıyor olabilirsiniz.  Şimdi kendinizi suçlu hissetme veya kendinizi ayıplama zamanı değil. Aksine, yaşamınızın geri kalanını olumlu etkileyebilecek değişikliklere başlayabilirsiniz. Kendinizi sadece iyi hissetmekle kalmayacak, aynı zamanda daha sağlıklı olacaksınız.

Diyet ve Beslenme: Doğru beslenme herkes için zor bir durumdur, ancak kanser tedavisi sırasında ve sonrasında daha da zor olmaktadır. Henüz tedavi görüyor ve tedaviye bağlı beslenme sorunları yaşıyorsanız "Kanserli Kişilerin Beslenmesi " kitapçığından isteyiniz.  Tedaviden sonra yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmektir. Yediğiniz sağlıklı besinlerin çeşidini arttırmak gibi küçük değişikliklerin uzun dönem yararlarını görünce şaşıracaksınız. Her gün 5 veya daha fazla porsiyon sebze ve meyve yiyin. Beyaz un ve şeker yerine kepekli gıdaları tercih edin. Yüksek yağ içeren etleri kısıtlamaya çalışın. Sosis, sucuk ve pastırma gibi işlenmiş etleri bırakın. Alkol alıyorsanız, günde en fazla 1 veya 2 kadehle sınırlandırın. Düzenli egzersiz yapmayı unutmayın. İyi bir diyetle düzenli egzersiz bir araya geldiğinde, sağlıklı kilonuzu korumanıza ve kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı olacaktır.

Dinlenme, Halsizlik, Çalışma ve Egzersiz: Halsizlik, kanser tedavisi gören kişilerde sık görülen bir belirtidir. Genellikle sıradan bir yorgunluk olmayıp, dinlenme ile geçmeyen "kemiğe işlemiş" bir bitkinliktir. Bazı kişilerde bu halsizlik tedaviden sonra uzun süre devam etmekte ve fiziksel aktivite yapmalarını engellemektedir. Oysa egzersiz, yorgunluğunuzu azaltmaya yardımcı olur.

Hasta iseniz ve tedavi boyunca yatak istirahatı yapmanız gerekiyorsa, formunuzun, dayanıklılığınızın ve kas kuvvetinizin biraz azalması normaldir. Fizik tedavi, kaslarınızın kuvvetini ve hareket genişliğini korumaya yardımcı olacağı gibi, bu denli yorgunluk hissedilirken ortaya çıkan halsizlik ve depresyon hissi ile mücadele etmeye de yardımcı olur. Size uygun fiziksel aktivite programları bulunabilir. Egzersiz planınıza başlamadan önce sağlık ekibinizle görüşün ve onların da fikirlerini alın. Daha sonra, yalnız başınıza egzersiz yapmamak için kendinize bir egzersiz arkadaşı bulun. Çok yorgun olsanız bile, aktivite ile dinlenme süresini dengelemelisiniz. İhtiyacınız olduğunda dinlenmelisiniz.


Egzersiz,

Fiziksel ve duygusal sağlığınıza katkıda bulunur. 
Kalp-damar sağlığınızı olumlu etkiler. 
Kaslarınızı güçlendirir. 
Yorgunluğu azaltır. 
Gerginlik ve depresyonu hafifletir. 
Genel olarak mutlu olmanızı sağlar. 
Kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olur. 


**Meme kanserinde doğru olarak bilinen yanlışlar nelerdir ?

Bilmediğiniz şeyler sizi incitebilir. Yanlış bilgi, meme kanseri riskinizi fark etmenizi ve en aza indirmenizi veya olabilecek en iyi tedaviyi almanızı engelleyebilir. Kendinizi gerçeklerle donatınız.

  • Memede kitle bulmak meme kanseri olduğunuz anlamına gelir. Yanlış: Her 10 kitleden 8' i kanser değildir. Eğer memenizde sürekli bir kitle veya değişiklik hissederseniz bir an önce doktora görünmelisiniz. Çoğu zaman kadınlar korkuları yüzünden düzenli sağlık kontrolü yapmazlar. Bazen kadınlar karşılaşacakları şeylerden korktukları için tedaviden uzak dururlar. Aylık kendi kendinize kontrollerle, düzenli doktor  ziyaretleri ve düzenli mamografi çekimleriyle kendi sağlığınızla ilgilenin.
  • Meme kanseri sadece yaşlı kadınları etkiler. Yanlış: Yaş ile birlikte meme kanseri riskinin arttığı doğru olmakla birlikte, meme kanseri herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir.
  • Meme kanseri açısından bir risk faktörü taşıyorsanız, muhtemelen hastalanırsınız. Yanlış: Meme kanseri gen anormalliği gibi en kuvvetli risk faktörlerinden birini taşıyor olsanız bile meme kanserine yakalanmanız kesin değildir.
  • Ailenizde meme kanseri geçmişi yoksa hastalanmazsınız. Yanlış: Her kadın biraz meme kanseri riski taşır. Meme kanserine yakalanan kadınların %80'inin aile öyküsünde meme kanseri yoktur.
  • Sadece annenizin ailesindeki meme kanserleri sizin riskinizi arttırır. Yanlış: Annenizin veya babanızın ailesinde meme kanseri öyküsü olması sizin riskinizi etkiler. Bunun sebebi, genlerinizin yarısının anneden, yarısının babadan gelmesidir.
  • Deodorant/ Ter önleyici kullanmak meme kanserine yol açar. Yanlış: Koltukaltı bölgesine uygulanan ter önleyici veya azaltıcılarda bulunan aktif maddelerin meme kanseri riskini arttırdığını gösteren herhangi bir bulgu yoktur.
  • Doğum kontrol hapları meme kanserine yol açar. Yanlış: Günümüzdeki modern doğum kontrol hapları düşük dozda östrojen ve progesteron hormonları içerir. Yapılan birçok araştırmada doğum kontrol hapları ile meme kanseri riski artışı arasında bir ilişki bulunamamıştır.
  • Ayda bir yapılan kendi kendine meme muayenesi meme kanseri tanısı için en iyi yöntemdir. Yanlış: Yüksek kaliteli mamografi, meme kanserinin mümkün olduğunca erken, tedavi edilebilirliğinin en yüksek olduğu dönemde yakalanması için en güvenilir yöntemdir. Meme kanseri hissedilebilir duruma geldiğinde genellikle mamografide saptanabilecek boyuttan daha büyüktür. Yine de kendi kendinize veya bir uzman tarafından yapılan meme muayenesi çok önemlidir.
  • Meme kanseri açısından yüksek risk taşıyorum ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok. Yanlış: Meme kanseri riski yüksek olan kadınlarda bu riski azaltmanın - ortadan kaldırmak değil- birçok etkili yolu varıdr. Bu seçenekler arasında yaşam tarzı değişiklikleri (alkol tüketiminin en aza indirilmesi, sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz), ilaçlar; çok yüksek risk taşıyanlarda cerrahi (önleyici mastektomi, bazı kadınlarda önleyici yumurtalık alınması) önerilebilir.
  • Meme kanseri tanısı otomatik olarak ölüm hükmü anlamına gelir. Yanlış: Meme kanseri tanısı alan hastaların en az %80'inde herhangi bir metastaz bulgusu yoktur (kanser meme dışına ve lenf bezlerine yayılmamıştır). Ayrıca, bu hastaların %80'i en az beş yıl veya daha fazla ve birçoğu da daha uzun süre yaşamaktadır. Bunlara ek olarak tedavide her geçen gün umut verici gelişmeler olmaktadır.
  • Erkekler meme kanseri olmaz.Yanlış: Her ne kadar erkeklerin meme kanseri teşhisi oranı düşükte olsa, aylık kendi kendilerine kontrollerini yapıp değişiklikleri doktorlarına bildirmelidirler.
  • Cerrahi, kanserin havayla temas etmesine yol açarak yayılmasına neden olur. Yanlış: Sağlığınız yerindeyken memenizde şüpheli bir şey saptanıyor. Cerrahi uygulanıyor ve tanı ortaya çıkıyor: kanser. Daha sonra yapılan testlerde başka bir yerde de kanser bulunduğunda, ilk olarak ameliyat sırasında kanser hücrelerinin havaya karıştığını ve tüm vücudunuza yayıldığını düşünüyorsunuz ("Oysa daha önce fark etmemiştim"). Ancak metastatik meme kanseri (memenin dışına çıkarak diğer vücut bölgelerine yayılan kanser) uzun süre sessiz kalabilir. Cerrahi tedavi kanserin bir yerlere yayılmasına yol açmaz, kanser cerrahiden önce de zaten oradadır.
  • Mastektomi uygulanması, lumpektomi ile birlikte radyoterapi uygulanmasından daha güvenlidir. Her zaman doğru değil: Memesinin tek bir bölgesinde kanser olan, tümörün 4 cm'den küçük olup temiz sınırlarla çıkarıldığı hastalarda, lumpektomi ile radyoterapinin birlikte uygulanması, mastektomi kadar etkilidir.
  • Ailenizde meme kanseri öyküsü kuvvetli ise, lumpektomi ile birlikte radyoterapi tedavisi sizin için uygun değildir. Yanlış: Ailenizde meme kanseri öyküsü olması, sizde ortaya çıkan kanserin başkalarında görülenlerden daha tehditkâr olduğu anlamına gelmediği gibi size meme koruyucu tedavi uygulanamayacağı anlamına da gelmez. Doktorunuzla birlikte aşağıdakilerin ışığında birçok faktörü değerlendirerek sizin için en uygun cerrahi tedavi türüne karar vermelisiniz
  • Lenf bezleriniz alınırsa, hayatınızın geri kalan kısmında kolunuz şiş kalır. Yanlış: Lenf bezi cerrahisi, uzun süren rahatsızlık, hissizlik ve lenfödem adı verilen şişlik gibi rahatsızlık verici yan tesirlere neden olabilir. Genellikle vakaların ancak %5-10'unda bu durum görülür. Tüm koltuk altı diseksiyonu (I, II ve III düzey lenf bezlerinin alınması) VE cerrahiden sonra lenf bezi bölgesine radyoterapi uygulanması VE ayrıca kemoterapi verilmesi durumunda lenfödem riski %25'e yaklaşır. Etkilenen kolun düzgün kullanımı ve bakımı, ayrıca fizik tedavi, lenfödemin tedavisine ve şiddetinin azaltılmasına yardımcı olur.

Duyurular

Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.


Op.Dr. Ersoy Taşpınar Genel Cerrahinin içerdiği tüm konularda (meme hastalıkları, tiroid hastalıkları, yemek borusu hastalıkları, mide-barsak hastalıkları, karaciger-safrakesesi-pankreas-dalak hastalıkları, hemoroidal hastalıklar,kasık fıtığı-ameliyat yeri fıtığı-mide fıtığı hastalıkları,kıl dönmesi hastalığı, apandisit) deneyimli kadrosu ile son teknolojik olanaklarla tanı koymakta ve tedavi etmektedir.



Op.Dr. Ersoy Taşpınar

Bu Web Sitesindeki içerikler Tamamiyle Bilgilendirme Amaçlıdır. Gerçek Doktor Kontrolünün Ve Muayenesinin Yerini Tutamaz.

SOSYAL MEDYA:

    

İletişim Bilgilerimiz

Lütfen daha iyi bir hizmet için bilgi almak istediğiniz konularda bizimle irtibata geçin:
 info (@) ersoytaspinar.com.tr
  +90.224.970.01.01
 +90.224.970.01.23
 Bursa Web Tasarım